Ottoman’s Life Deluxe Hotel’de Yönetim Kurulu üyesi ve Pedagog Fatma Topaloğlu Pehlivan ile pandemi sürecinde iş yaşamı ve anneler gününe dair çok özel röportaj gerçekleştirdik.



Fatma hanım kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1977 istanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunuyum.Mezun olduktan sonra özel klinikte Pedagog olarak başladığım Meslek hayatıma, 2006 yılından itibaren kurucusu olduğum Özel Bahçeşehir Neşe Erberk Anaokulunda 2016 yılına kadar devam ettim. Halen Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Yüksek Lisans Eğitimime devam etmekte olup aynı zamanda kendi aile şirketimize ait olan Ottoman’s Life Deluxe Hotel’de Yönetim Kurulu üyesi olarak yer almaktayım. Evliyim ve 8-13 yaşlarında iki kız çocuk sahibiyim.

Sizce anne olmanın en güzel yanı nedir?

Anneliğin birçok farklı yönü olmasına rağmen en anlamlı tarafı sizin bir parçanız olarak ona hayat vermek, attığı her adımda yanında olmak, kaç yaşına gelirse gelsin onu her zaman ilk günkü gibi karşılıksız ve koşulsuz sevmektir.
 

Çocuklarınızı kucağınıza aldığınız ilk an hissettiklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Dünyanın en güzel duygusu. Her iki çocuğumda da hiç hissetmediğim kadar ayrı bir mutluluk yaşadım. Hayatta bundan daha güzel ne olabilir diye düşündüm.

Bir Pedagog olarak siz kendi çocuklarınızı yetiştirirken aldığınız eğitim ve tecrübelerden faydalandınız mı? Onları yetiştirirken nelere önem verdiniz?

Tabiki çocuklarımı yetiştirirken almış olduğum eğitimden faydalandım. Ancak yaşayarak edindiğim deneyimlerde bu süreçte bana epey fayda sağladı. Eşim ile birlikte çocuklarımızı hayata çok yönlü ve olabildiğince donanımlı olarak hazırlamaya önem veriyoruz. Çocuk yetiştirmenin en önemli adımı çocuğun merhametli karakterli anne-babasıyla huzurlu bir ortamda büyütülmesidir. Büyüme sürecinde kendi hayatlarını kurmalarına yardımcı olacak insani değerleri kazandırmak, empati kurabilmeleri, Onlara düşüncelerini önemsediğimizi hissettirmek ve kendilerini rahat ifade edebilmeleri için cesaretlendirmek bizim için önemli olmuştur.

Sizin Annenizden aldığınız en önemli nasihat nedir?

Annem hep “ Bir insanın zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir” der. Ben de çocuklarıma iyilik yapmayı ve iyi insan olmayı öğütlüyorum.

Koronavürüs ile mücadele ettiğimiz bu günlerde çocuklarımız da eğitimlerinden ve sosyal yaşamdan uzak kaldılar. Haliyle onların da kendi dünyaları var. Bir pedagog olarak okurlarımıza bu süreci çocuklarımıza nasıl anlatmamız gerektiğine dair bilgi verebilir misiniz?

Çocuklar soyut kavramları anlamlandırmakta yaşları gereği beceri sahibi olamadıkları için çocuklarımıza salgın hakkında kısa ve net bilgilendirmelerde bulunmalıyız. El yıkama gibi alacağımız basit önlemler sayesinde kendisinin, ailesinin ve sevdiklerinin güvende olacağını basit bir dil ile anlatabiliriz. Özellikle sosyal medyadaki olumsuz haberlerden çocukları uzak tutmak gerekir. Ölen kişi sayısı gibi çocuklar tarafından bilinmesi gerekmeyen  haberleri de çocukların yanında izlememek ve konuşmamak doğru olacaktır. Bu süreci bir felaket olarak değil fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Çocuklarımızın ve kendimizin keyif aldığımız etkinlikler yaparak zamanımızı daha kaliteli bir şekilde geçirmeliyiz.

Çocuklarınızla iletişiminizi koronavirüsten önce ve sonra olarak değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz?

Çocuklarımla her zaman sağlıklı iletişim kurmak önceliğim olmuştur.Covid-19 öncesi dönemde daha çok fiziksel temas kurarak ailece keyif aldığımız etkinlikler yaparak özellikle doğada zaman geçirmeye çalışırdık. Şu an Yaşadığımız bu süreçte ise  yine ailece fakat evde çocuklarımızla duygusal temasa geçip oyun oynayarak, sohbet ederek anne-baba olarak onların kaygılarını anlamaya ve yardımcı olmaya çalışıyoruz

2020 yılına umutla başlayan turizm ve konaklama sektörü Çin’de ortaya çıkan ve kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgınından en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Turizm sektörü gerek sağladığı istihdam gerekse döviz rezervlerinin artışı açısından kritik bir öneme sahip. Siz Ottoman's Life Hotel Deluxe olarak bu süreçte ne gibi tedbirler aldınız?

Covid-19 salgını Çin sınırlarından çıkıp Avrupa’ya ulaştığı andan itibaren küresel bir salgın olma sinyallerini vermeye başlamış, buna paralel olarak, oda doluluklarında hızlı bir düşüş, rezervasyon ve organizasyonlarda iptaller başlamıştı. Biz bu sürecin daha sıkıntılı bir hal alacağını Şubat ayı itibariyle öngörmüş ve buna istinaden işletmemizde 2 türlü tedbir planlaması hayata geçirdik. Bunlardan birincisi sağlık tedbirleri ikincisi işletmenin alacağı mali tedbirler olmuştur. Öncelikle otelimizde bulunan misafirlerimizin sağlıklı bir şekilde konaklamalarını gerçekleştirmeleri sağlama amacı ile uzmanların ve bilim kurulunun uyarılarını dikkate alarak hijyen tedbirlerini devreye aldık. Virüsün bulaşıcı etkisini
minimum seviyede tutma amacı ile ortak alanlarda bulunan tüm eşyaları dezenfekte etme, belirli alanlara dezenfekte istasyonları kurma, açık büfede kapalı gıda ürün sayılarını arttırıp, açık ürünlerin steril bir şekilde sunulması, oturma düzenlerinde sosyal mesafe kurallarını uygun hale  getirmek, misafirlerimize hizmet veren personellerimizin maske ve eldiven kullanmalarını sağlamak, temizlik ve kontrol sayılarımızı arttırmak oldu. Bu süreç içerisinde otelimizin Covid-19’a bağlı olarak hijyen standartlarını farklılaştırdık. Misafirlerimizin otelden girişinde ısı ölçerle vücut sıcaklığının temassız bir şekilde ölçülmesi, check-in işlemlerini resepsiyonda beklemeden yapabilme kolaylığı, kullan-at havlu ve servis kitlerinin spa ve odalarda sunulması, personellerimize virüse karşı uzman kişilerce eğitimlerin verilmesi, otele alınan gıda ürünlerinin geçici bir depoda bekletildikten sonra işleme alınmasını da standart hijyen tedbirlerimize ekledik ve sürekli geliştirme halindeyiz.

Ülkeler bazında Pandemiyi değerlendirecek olursak Türkiye farklı ülkelere yaptığı yardımlarlada sağlık bakımından en güvenilir ülkelerden biri oldu. Bu güvenilirliğin sizce Turizme katkısı olur mu?

Türkiye’nin dış ülkelere yapmış olduğu Tıbbi yardım desteği ve sağlık alanındaki  hizmetleri bir kaç mesaj içermektedir. Bunlardan birincisi Türkiye’nin insan sağlığına yaş grubu gözetmeksizin vermiş olduğu değerin çok yüksek olduğunu göstermiştir. Bu tavır eğer diğer ülkelerde doğru biçimde anlaşılmış ise ziyaretçilerin Türkiye’de konakladığı müddet içerisinde her yaş grubunun en üst sağlık hizmeti alabileceği güvenini anlamış olması gerekmektedir. Bir diğer mesaj ise Türkiye zor durumda  olan aynı zamanda gelir süzeyi farketmeksizin Dünya’nın dört bir yanına yardım edebilecek kadar cömert bir ülke olduğudur. O ülke vatandaşlarının Türkiye’ye karşı sempati ve ilgi duymasını sağlamasında ciddi bir etkisi olacağını düşünmekteyim. Dolayısıyla Türkiye’nin bu davranışı hem sempati aynı zamanda da güven kazandırmıştır. Bu durumun Türkiye’ye ileriki süreç içerisinde hem Turizm alanında hem de Dış Siyasetinde önemli katkıları olacaktır.