Binlerce yıllık bir kültürün bambaşka yollardan geçerek 21. yüzyılın dünya ticaret devine dönüşme hikayesi ile Çin dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor!

Bir gökdelenler kenti olan Şanghay, 1920’lerin Avrupa’sını anımsatan tarihi yapılarıyla da ilgi çekiyor. Ülkenin modern ekonomisinin kalesi olan Şanghay’ın bir zamanlar küçük bir balıkçı kasabası olduğuna inanamayacaksınız. Şanghay, geçmişi, bugünü ve geleceği aynı anda hissettiren cıvıl cıvıl havasıyla renkli bir dünya sunuyor.

Hong Kong’un, bir manada Batı ve Doğu’nun buluştuğu adalarında bambaşka bir karşılaşmanın şahidi oluyorsunuz.

 

 

“Gökte Cennet vardır. Yeryüzünde Hangzhou ile Suzhou”.

13. yüzyılda Marco Polo’nun da gezdiği Suzhou, tapınaklar ve kaya oyma heykellerle dolu bahçeleriyle ünlü. Kuzeyin buğdayıyla güneyin pirincinin başkente ulaştırması için açılan 2000 km uzunluğundaki Büyük Kanal ise 7. yüzyıla tarihleniyor. Sucoğ’un bahçeleri de Büyük Kanal da UNESCO Dünya Mirası olmalarıyla gözde turizm noktalarından.
 
 
Beycing, Çin Seddi, Tian’anmen Meydanı ve farklı hanedanlara ev sahipliği yapan saray Yasak Şehir ile geçmişin gücünü vurguluyor.
Çin’in en eski şehirlerinden ve tarihi başkentlerinden olan Xi’an Terracotta Ordusu’yla gizemli ve etkileyici bir dünyanın kapısını aralıyor.