VipTurkey dergisi olarak, 12 İnşaat Mimarlık ve Tasarım ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yeşil ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı eşi Miray Yeşil ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Erkan bey sizi kısaca tanıyabilir miyiz?        

1976 İstanbul doğumluyum. Ortaokul ve lise eğitimimi İstek Semiha Şakir okulların da tamamladım. Annem ve babam iktisatçı olmalarına rağmen ben hayalini kurduğum mesleği okumak için 1993 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’ne girdim. Sonrasında her yıl artan bir ivme ile inşaat ve mimarlık faliyetlerine devam ediyorum.

 

İş hayatına nasıl başladınız?

Üniversite eğitimim ile paralel olarak farklı firmalarda tecrübe edinip, kendi firmamı kurdum.

 

Peki Erkan bey, 12 İnşaat Mimarlık’ı kurmaya nasıl karar verdiniz?

Eğitim hayatım devam ederken bir yandan da sektörün içinde ki çalışmalarıma başlamıştım. Açıkçası edinmiş olduğum tecrübeler beni kendi firmamı kurmam konusunda fazlası ile cesaretlendirdi.

 

On İki İnşaatın faaliyet alanları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Lokomotif firmamız 12 İnşaat sektörün önde gelen taahhüt firmalarından biridir. Her zaman rakiplerinin girmekten çekindiği zor işleri üstlenip başarıyla teslim ederek fark yaratmıştır. Özellikle özel eğitim kurumları ve dünya çapında faaliyet gösteren kurumsal müşterilerine hizmet vermektedir. Ana taahhüt faaliyetimizin yanında bünyemizdeki diğer şirketler ve markalar ile mobilya imalatı, okul öncesi eğitim, yat iç tasarımı ve danışmanlık faaliyetlerinide yürütmektedir. Bunun yanında farklı alanlarda yatırım ve girişimleri devam etmektedir.

 

Sizi sektöründeki diğer firmalardan ayıran en önemli farkınız nedir?

En belirgin özelliklerimizin dürüstülük, cesaret ve hız olduğunu düşünüyoruz.Yaklaşık 25 yıldır sektörün çeşitli alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Bu süre boyunca hiçbir şekilde kurumumuzdan memnun olmayan bir müşterimiz olmadı. Çok ciddi bir bilgi birikimine sahibiz. Bu da her türlü projede çok rahat hareket ederek sonuca ulaşmamızı sağlıyor.

 

Miray Hanım, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1982 doğumluyum. 2000 yılında başladığım üniversite hayatından işine aşık bir iç mimar olarak mezun oldum ve o günden bu yana kendi firmamızda Proje Müdürü olarak çalışmalarıma devam ediyorum.

 

Mimar olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluğumdan beri  hayal ettiğim ve anlatmak istediğim her şeyi çizerek ifade ediyorum. Serbest elimin ve tasarıma olan yeteneğimin farkına vardığımda iç mimar olmak istediğimden çok emindim ve özel yetenek sınavında iyi bir derece alarak iç mimarlık bölümünde okumaya hak kazandım. Mesleğimi çok severek yapmaya devam ediyorum.

 

Yaratıcılık bu mesleğin olmazsa olmazı mı sizce?

Kesinlikle evet. Yaratıcılık mimarinin temel unsurudur. Tabi ki biz tasarımı yaparken müşterinin ihtiyaçlarını ve talebini göz önünde bulundurarak estetik ve fonksiyonellik kavramlarını bir araya getirerek üretmeyi doğru buluyoruz. Yaratıcılık, gelişen teknolojiyle beraber çok daha sınırsız bir platformda karşımıza çıkmaktadır. Eğer hayal edemiyorsanız ve yeniliklere açık değilseniz meslekte fark yaratamazsınız ve ilerleyemezsiniz. Bence her şey hayal etmekle başlar.

 

Erkan Bey, Miray Hanım sizler mesleğinizde hangi akımlardan ya da tarzlardan besleniyorsunuz?

Biz 12 İnşaat Mimarlık ve Tasarım ofisi olarak teknolojiyi ve yeniliği çok iyi takip eden bir şirketiz. Bundan dolayı modern eserlerden besleniyoruz diyebiliriz tabi ki yine de müşterilerimizin zevkleri bizim için çok önemli. Proje aşamasında müşterilerimiz ile yapılan toplantılarımız da karşılıklı olarak fikir alışverişi yapıp o doğrultuda tasarım aşamasına geçiyoruz, mekanda ki geçmiş ile günümüz esintileri dengesini ayarlayarak sınırsız ve zamansızlık ilişkisini öne çıkararak eklektik bir stil ile çalışmaktanda büyük keyif alıyoruz.

Enerji akışının rahat sağlanacağı, ferah ve huzurlu bir ev, ofis ortamının mimarisi nasıl olmalı?

Ferah ve huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Yapının mimari dokusuyla da bağlantısı vardır tabi ki. Buna bağlı olarak mekanın belli bir tarza göre huzur verici olacağını söylememiz yanlış olur. Fakat birtakım renklerin toprak tonları, pastel tonlarının daha huzur verici olduğunu, ateş tonları ve koyu renk tonlarının daha kasvetli bir hissiyat uyandırdığını söyleyebiliriz. Doğru renkler ve gerçek materyaller kullandığınız her mekan insana enerji verir. İnsanlar evlerinde ve ofislerinde malesef bu dönemde çok fazla moda akımlarından etkilenip onların etkisinde kalıyorlar. Bunun sonucunda çok da mutlu olamıyorlar. Biz firma olarak müşterilerimizi önce çok iyi dinliyor gerçek ihtiyaçlarını tesbit ediyoruz ve mutlu olacakları bir mekan yaratma çalışıyoruz.

Miray hanım, başarılı bir mimarsınız Child in Charge’ı kurmak nereden aklınıza geldi? Faaliyetlerini öğrenebilir miyiz?

Child in Charge benim için çok ama çok değerli. Çünkü içinde çocuklar var ve onlara değerli beceriler kazandırmak beni fazlası ile mutlu ediyor. Bende 7 yaşında bir kız çocuğu annesiyim ve çocuklarımızın çok hızla gelişen dünya da sadece kendi ülkelerinde değil dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan yaşıtları ile de ortak dilde oyun oynayabilmeleri ve iletişim kurabilmelerini hedefleyerek kurduk. Child in Charge fransızca ve ingilizce dillerinde çocuklar ile birçok deneyim kazanacakları oyunları bu konuda deneyimli ögretmenlerimiz ile birlikte oyunlar oynarak devam ediyor.

 

Miray hanım, kadın bir girişimci olarak, kadınların sosyal yaşamdaki hak ve hürriyetleri Türkiye’de ne derece önemseniyor, ne derece dikkate alınıyor, bu bağlamdaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte kadınlarımızın gerek sosyal hayatta gerek iş hayatında kendilerini kanıtlayabildiklerini görmekteyiz. Geçmişe bakarsak Türk kadınının hak ve hürriyetleri şimdiye nazaran daha kısıtlıydı. Kadına en uygun yer ev ve en uygun iş de çocuklarına bakmak ve kendi evinin işlerini yapmaktır düşüncesi Türk toplumunda kültürel olarak ağırlıklı bir yer taşımaktaydı. Türkiye de değişen sosyal, ekonomik ve kültürel etmenlere karşın değişmeyen “kadın olma gerçeği” kadının tüm toplumsal ilişkilerini belirlemektedir. Kadınların eğitim seviyesi arttıkça iş gücüne katılımlarının daha da arttığını görmekteyiz. Kısacası günümüzde kadınların hak ve hürriyetlerinin daha çok önemsendiği bir düzende yer almaktayız.

Erkan Bey, erkeğin baskın olduğu bir toplumda kadın-erkek eşitsizlikleri konusuna karşı sizin de görüşünüzü alabilir miyiz?

Ataerkil bir toplumdan gelmemize rağmen günümüzde kadın ve erkeğin her türlü alanda varoluşu bize kadınların da erkekler kadar söz sahibi, başarılı ve güçlü olduğunu kanıtlamaktadır.

Başarılı iş insanları olarak, hem iyi birer iş ortağı hemde başarılı bir anne-babasınız. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Aslında zorlanmadığımız zamanlar olmadı değil ama zaman içinde yaşayarak ve tecrübe ederek ögrendik. İşimizin yoğun olduğu dönemlerde bazen özel hayatımızı unuttuk; ta ki kızımız doğana kadar. Mila'nın doğmasıyla artık kendimize ve kızımıza çok daha fazla zaman ayırıyoruz. Edindiğimiz tecrübelerimiz de bu yolda bize en büyük ışık diye düşünüyorum.

 

Peki, 2019 sizin için nasıl geçti, 2020 için yeni yatırımlarınız olacak mı? Planlarınızı öğrenebilir miyiz?

2019 yılı çok iyi geçti. Özellikle yeni heycanımız Child in Charge bize extra bir motive kaynağı oldu. 2020 yılı içinde yapmayı düşündüğümüz bir takım projelerimizi hayata geçiyoruz. Önümüzdeki hafta Boat Show da Deep yatting ile bunun başlangıcını yapıyoruz. Akabinde diğer projelerimizde hayata geçmeye başlayacak.

 

Sizin gibi başarılı birer girişimci olmak isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Öncelikle hayallerinden asla vazgeçmesinler. Araştırmaya, öğrenmeye ve kişisel gelişimlerine önem versinler. Her şey neyi, ne kadar istediğiniz ile ilgilidir. Ve emin olsunlar ki başarı mutlaka gelecektir.

 

Son olarak bu kadar işin arasında kendinize nasıl vakit ayırdığınızı öğrenebilir miyiz? Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Biz gezmeyi çok seven bir aileyiz. Fırsat bulduğumuz her boşluğumuz da gezmeyi, keşfetmeyi ve yeni şeyler denemeyi çok seviyoruz. Kışları genellikle kayak yapmaktan, yazları ise teknemizde vakit geçirmekten çok zevk alıyoruz.