Farklı bir vizyonla çığır açan tasarımlar

 

HR Creative kurucu ortağı ve deneyim tasarımcısı, yüksek mimar Hazal AkgünVipTurkey dergisine oldukça keyiflibir röportaj verdi. Genç yaşına rağmen büyük projelere ve yatırımlara imza atan Akgün, bünyelerinde bulunan projeleri ve halihazırda hâlâ gerçekleştirdikleri projelerden bize bahsederken, kendisi gibi başarılı bir deneyim tasarımcısı olmak isteyen gençlere de tavsiyeler vermeyi ihmal etmedi. Akgün, aynı zamanda Türkiye'deki markaların deneyim tasarımından yararlanmalarının öneminden bahsetti.

 

Hazal Akgün kimdir?Bu mesleği seçmeye nasıl karar verdiniz?

26 yaşımdayım. 10 sene kadar Amerika'da yaşadım, bütün çocukluğum orada geçti. Eğitimimi tamamladıktan sonra Türkiye'ye döndüm. Annem, 3 çocuğunu kendisi yetiştirengüçlü bir iş kadını olarak benim için her zaman rol model oldu.Dokunduğu herşeyde tasarımsal bir estetik anlayışı vardı. Bende böyle bir gözle büyüdüm. Tasarıma olan merakım küçük yaşlarımdan itibaren başladı. “Bu estetik anlayışını farklı bir noktaya nasıl getiririm” diye düşünürken mimarlığın bütün tasarımların “annesi” olduğunu görerek mimarlığa yöneldim. Zaten sanata olan merakım yüzünden sürekli resim yapıyordum. Hepsi birbirine paralel ilerledi diyebilirim.

 

Deneyim tasarımcısı daha önce duymadığımız bir meslek. Nedir deneyim tasarımcısı?

Aslında yüksek mimarım ama şirketim deneyim tasarımı üzerine kuruldu. Ülkemizde deneyim tasarımı yapan şirketler var ama yüksek mimar tarafından tasarlanan bir deneyim tasarımı hiçbir yerde yok. Çünkü normalde mimarlar işin bu tarafına karışmıyorlar. Evet bir mekan tasarlıyorlar, buna tamamen deneyim üzerine bakıyorlar ama HR Creative’infarkı şu: Biz bu deneyimi tamamlayan bütün ögeleri tasarlıyoruz. Bunu da müşteri ve markaarasındaki dili kontrol ederek yapıyoruz.Yani bir köprügörevi görerek,o markanın sesi oluyor, onlara yön veriyoruz. Diyelim ki siz iş verensiniz, bize müşterinizle nasıl buluşmak istediğinizi, sizi nasıl tanımaları istediğinizi söylüyorsunuz. Ve biz tamamen onu tasarlıyoruz. Sizin vizyonunuzu, hitap etmek istediğiniz müşterinin vizyonuyla ortak noktada birleştirmek istiyoruz. Çünkü sizin vizyonunuz doğru kişiyle buluşmazsa da konsept havada kalmış oluyor. Biz de bunu önlemek amacıyla konseptin kanatlarını takıp konsepti uçuran kişi oluyoruz.

 

Türkiye’de ilgi var mı bu alana doğru? Yurt dışında ki durum nedir?

Aslında en büyük müşterilerimiz yurtdışından. Şu anda Eurostar trenleri ile çalışıyoruz. Onlar için farklı birkaç deneyim tasarımı yaptık. Plasticfree olan birvegan tren oluşturdular. Tamamen yepyeni bir business konseptiyle geliyorlar. Biz de tasarımlarını yapıyoruz. Aynı zamanda yurtdışında, başka bir projenin tasarımıyla ilgileniyoruz. Türkiye'de de genelde küçük ölçekli firmalar tarafından tercih ediliyor deneyim tasarımı. Çünkü küçük ölçekte markaların kendi kullanıcılarıyla buluşmaları çok zor. Küçük ölçekli markaların kullanıcıları her saniye farklı bir noktaya kayabiliyorlar. Daimi müşteri kazanmaları oldukça zor. Biz deTürkiye'de bu tarz markalarla çalışarak onların daimi müşteri kazanmalarını sağlıyoruz.

 

Sosyal medyada artık mekanlardan paylaşım yapmak, yediklerimizden, içtiklerimizden bahsetmek çok moda. Bir anlamda “Sosyal medya artık firmaları tasarıma da yönlendiriyor” diyebilir miyiz? 

Kesinlikle. Zaten günümüzde tasarıma yeni bir kelime eklenildi: Instagrammable. Yani Instagram’auygun tasarımlar... Biz tasarladığımız mekanda kullanılan ürün vemateryallerin, müşteriye ulaşacak ve müşterinin görüp dokunabildiği her ayrıntınınInstagram’a uyumlu olması için extra bir özen gösteriyoruz. Mesela Armutlu Steakroom'da“nice tomeatyou” diye bir slogan oluşturduk ve bunu neon ile yazdık. Ve orada, Kıvanç Tatlıtuğ'dan tutun oraya giden bütün ünlülerin önünde fotoğraf çekildiği bir resim alanı yarattık. Evet, akılda kalacak bir slogan ama bundan 10 sene önce “Önünde fotoğraf çektirir misiniz?” diye sorulsa, bence kimse “Evet” demezdi. Ama şimdi Instagram çıktığı için neon ile yazılan herhangi birşey insanların fotoğraf çektirmesi için yeterli oluyor. Doğru slogan, doğru konsept ile birleştiğinde insanlar bunu çekip koymak istiyor. İnsanlar sadece o yazının önünde fotoğraf çektirmek için bile o mekana gidiyorlar.

 

HR Creative olarak neler yapıyorsunuz? Şimdiye kadar hangi projelere imza attınız?

Hizmet sektöründe olan,yani örneğin bir restoran ya da otel mimarisini yaparken her ürününsosyal medyaya uyumlu olması bizim için çok önemli. Ama bir ev tasarımındabu sefer sosyal medyayı nasıl izole ederizeodaklanarak, modern dünyayı aile kavramınauygun bir mimariyle harmanlamaya çalışıyoruz. Her konsept için farklı farklı tasarımlarımız var. Şimdiye kadar iseyeme içme sektöründeArmutlu'daSteakroom, moda sektöründe LilBake’e imzamızı attık. Şu anda da Sultanahmet’tebir otel yapıyoruz Challa+Alaisminde.FourSeasons’ın komşusu olacak, oraya yepyeni bir soluk getirecek bir proje. Bununla beraber GourmetLadies adı altında bir kahvecimiz var. O kadar fazla projemiz var ki hatırlamaya çalışırken zorlanıyorum. Bir de bunların dışında yurtdışında olan projelerimiz var. Eurostar’la, Amerika'da iki teknoloji firması ile çalıştık.

 

Tasarımlarınızda nelere dikkat ediyorsunuz? O mekanın ruhunu yansıtmaya çalışırken kendinizden neler katıyorsunuz?

Müşteriler vizyonumuzdan yararlanmak için bize geliyorlar. Tasarım öyle bir şey ki, tasarlayan kişi ile birebir kontak halinde olmalısınız. Siz bana geldiğinizde benim gözümden sizi görmek istiyorsunuz; bir ayna gibi aslında. Örneğin; şu anda Bebek’teSmoothie Bebek adında yeni, iddialı bir konseptle bir yer yapıyoruz. Amerika'dayken günlük hayatımda her zaman smoothie içiyordum. Bu benim için bir öğün ama Türk konseptinde bir öğün değil. Bu projede ise amacımız;smoothie’yi günlük hayatta bir öğün olarak nasıl tüketebileceğimizi yansıtmak. Konseptin smoothie olması, zaten hayatımda yer edinen bir şey olduğu için projeye bir sıfır önde başlamama ve projede daha kolay ilerlememe vesile oldu. Bir tasarımcının en büyük hazinesi gezdiği, gördüğü ve kendine kattıklarıdır diye düşünüyorum. Ben ne kadar fazla okuyup hayal eder veya gezip görürsem, kendi kütüphanemi o kadar genişletmiş olur ve kendi kütüphanemden bir şeyleri o kadar kullanmaya başlarım. Baktığınızda yaşım çok genç ama ben bu 26 seneyi de dolu dolu geçirdim. Küçüklüğüm farklı farklı yerler, kültürler ve deneyimlerin içinde geçti. Böylelikle her projemde bu kütüphaneden farklı bir şey çıkarıyorum.

 

Çok genç bir tasarımcı olarak, tasarımcı olmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

Çok gezip, çok görmeleri ve farklı deneyimler ortaya çıkarmaları. Tabii şunu da unutmamaları lazım, bu benim de kendime durmadan hatırlattığım bir şey; eskiden başkalarının deneyimlerinden ve tecrübelerinden yararlanmak çok büyük bir lütuf ve hazineydi. Ama artık herşey; özellikle teknoloji ve tasarım o kadar hızlı değişiyor ki sizden 10 yıl önceki bir tasarımcı bile eğer trendleri yakalamazsa sizden 100 yıl öncesi kadar geride kalabiliyor. Durmadan trendleri takip etmeleri ve kendi kütüphanelerinden oluşacak deneyimlerini yaratmaları en doğrusu.

 

Pekison olarak, Hazal Akgün boş zamanlarınınasıl değerlendirir?

Şuna çok inanıyorum, öncelikle kendi vücudunuzun deneyimini saf tutmalısınız. Yani aldığınız gıdadanspora hepsi tamamen sizi daha iyiye götürmeye yönelik olmalı. Sağlığıma çok dikkat ediyorum; geri kalan herşey tasarımla birleşiyor. Daha önce de dediğim gibi ne kadar çok okuyup, gezer kendime yatırım yaparsam o kadar mutlu oluyorum. Güne çok erken başlıyorum ve 1-2 saati kendime ayırıp sonra işe konsantre oluyorum. Günde 1-2 saat bile olsa bir şeyler çizip, karalamayı çok seviyorum. Çünkü o çizim benim o gün gördüğüm ve düşündüğüm herşeyi yansıtıyor. Bu benim ritüellerimden biri diyebilirim. Birde olmazsa olmazım spor. Vakit buldukça soluğu spor salonunda alıyor ve birkaç sporu aynı anda yapmaya çalışıyorum.