Eğitim ve sağlığın çatısını güçlendiriyoruz

İPKB olarak ana hedefimiz risk azaltma olduğu için başka hiçbir noktayı düşünmeden yol almaktır. Sadece ona odaklanarak çalıştık ve başarılı bir model ortaya koyduk.

İSMEP projesi ile dünyada risk azaltma projelerinde veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Bu amaç ile çeşitli ülkelerden gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

-Kazım Bey, geçtiğimiz yıl sizinle güzel bir röportaj gerçekleştirmiştim. Ekonomi Dergisi olarak yeniden röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Şuanda hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz neler yapıyorsunuz?

Hoş geldiniz... Geçtiğimiz yıl sizinle çok güzel bir röportaj gerçekleştirmiştik, bu güzel röportaj için de teşekkür ederim.

-İSMEP projesi dünyaya örnek olan bir proje… Proje hakkında bilgi verir misiniz? Son iki yılda bunun gibi kaç projeniz tamamlandı ve şuanda çalışmaları devam ediyor?

Biz proje koordinasyon birimi olarak uluslararası standartlarda kaliteye önem veren, vizyonlu projeler yapmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar güçlendirdiğimiz, yenileme yaptığımız, depreme hazır hale getirdiğimiz okulları ve hastaneleri hep bu standartlarda ve de bu bakış açısında öne çıkarmaya çalıştık. Şuanda 1147 adet okul binasının güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Bu okullarda 1.6 milyon öğrenci eğitim görmekte, dolayısıyla depreme karşı sağlam bu yeni binalarda eğitim görüyorlar diyebiliriz. Geçtiğimiz yılda röportajımda bahsettiğim gibi önceliğim 1999 yılından önce yapılan kamu binaları ve biz okullarda 1999 öncesi yapılan kamu binaları olarak %90’ını depreme karşı güvenli hale getirdik. İSMEP projesi ile dünyada risk azaltma projelerinde veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Projelerimizi incelemek için Güney Doğu Asya’dan ve diğer bölgelerden gelen misafirlerimiz oluyor. Gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

-İPKB olarak hastane yenileme ve güçlendirme çalışmalarında çok önemli noktalara geldiniz. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Mart ayında açıldı. Hastalar artık daha güvenli hastanelerde sağlıklarına kavuşacaklar. İstanbul için bu hastane güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için neler söylemek istersiniz?

12 hastanenin güçlendirmesini, 60 adet polikliniğin güçlendirmesini tamamladık. Ayrıca 6 hastanenin de yeniden yapımını gerçekleştiriyoruz. Özellikle Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastaneleri çok özellikli ve önemli hastaneler diyebilirim. Çünkü bunlar İstanbul’un ana arterlerinde açılabilirlikleri ve havadan ulaşılabilirlikleri olan ihtisas hastaneleridir. Bizde bu 3 hastanenin depreme karşı dayanıklı hale gelmesi aynı zamanda da uluslararası standartlarda hastane hizmetini çok etkin, verimli verebilecek hastaneler olmasını çok önemsedik. Bunu da projelendirirken sismik izolatörler ile tasarladık. Deprem anında deprem yükünü izolatörler alsın istedik. Dolayısıyla üst yapıya deprem yükü daha az gelecek ve yer değiştirme dediğim durumlarda bu binalarda çok azalacak. Peki, bu bize neyi getirecek? Yapısal olduğu kadar olmayan elemanlarda hasar görmeyecek, deprem sırası ve sonrası bu binalar kesintisiz hizmet vermeye devam edecek. Yani bu da bizim ana amacımızı hazırlanan tasarım kriterleri karşılıyor demektir. Bu binaları sıradan bir bina şeklinde yapamazdık. Uluslararası standartlarda ve yine yeşil bina konseptine uygun ………………..(sertifikanın adı lütfen) ‘ı alacak düzeyde yaptık. Şuanda da Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi’nin sertifikalandırma işlemi devam ediyor. Bunlar çok önemli detaylar çünkü kamuda bu sertifikayı alacak ilk hastaneler. Mühendislik ve mimari olarak bu hastaneleri planlarken bu hizmeti aksatamazdık, çünkü İstanbul’un en önemli hastaneleri bahsettiğimiz hastaneler. Her birinin yıllık 1,5 milyon poliklinik hastası, 45 bin ameliyatı, 700 bin civarında da acil servis hastaları var. Dolayısıyla bu hastaneleri kapatarak çalışmak mümkün olmazdı, bu sebeple etaplı olarak planladık. Boş arazide yapıp mevcut binayı transfer ederek ve yıktığımız eski yere de 2. etabını yaparak ilerliyoruz. Şuan Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi’ni tamamladık. Poliklinik kısmını ve idari binayı teslim ettik. Diğer Sağlık Bakanlığı’na teslim aşamasında… Şuanda ana binaya eski binadan taşınma işlemleri devam ediyor. Onunda en kısa sürede tamamlanacağını umuyoruz. Ayrıca bu hastanemiz ………………. (sertifikanın adı lütfen) sertifikası alacağı gibi Dünya Bankası’nın …………(kuruluşun adı lütfen) adındaki kuruluşunun yeşil binaları sertifikalandırmak için verdiği EDGE Sertifikanı Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi için uygun gördürerek verdiler. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi oldu.

-Çocuklarımızın daha iyi şartlarda daha iyi şekilde eğitim görebilmesi için ‘’Geleceğimizi güçlendiriyoruz ‘’sloganı ile tam kapsamlı projeler yürütüyorsunuz. Bize eğitim alanındaki projelerinizin son durumlarını paylaşır mısınız?

Okullarda özellikle belirtmek isterim ki okullarımızın çevresine değer katan okullar olsun istiyoruz. Çocukların sosyalleşebileceği, aktivite yapabilecekleri, geniş alanların olduğu, enerji tasarruflu, bakım gerektirmeyen okullar yapıyoruz. Çocuklarımızın başarı derecelerini etkileyeceğine inandığımız çalışmalar yapıp çocukların iyi ki burada okuyorum demesini sağlıyoruz. Burada emek veren tüm mimar arkadaşlarımıza, İPKB’de çalışan müteahhitlerimize, müşavirlerimize ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bunun dışında şuanda 35 adet okulun projesi yapılıyor, gelecek yıl içerisinde ihalesine çıkacağız.

Kamu binaları olarak deprem çalışmalarında çok önemli noktalara geldik. Depreme hazırlık konusu kolay bir çalışma değil. Her bina %100 depreme hazır olduğunda ancak depreme hazırız diyebiliriz. Bu alandaki çalışmalarımızın daha da hızlanarak gideceğini umut ediyorum. Şunu da unutmamamız gerekiyor, depreme hazırlık çalışmaları kısa vadeli çalışmalar değil, orta ve uzun vadeli planlar dâhilinde olması gerekiyor.

Bunun dışında Atatürk öğrenci yurdumuzda 3555 kız öğrencimiz eğitim görüyor. Yurdumuzun çatısında güneş panellerimiz mevcut, sıcak suyu onlardan sağlıyoruz. Yağmur suyunu toplayıp yeşil alanların sulamasını yapıyoruz. Ayrıca içerisinde kütüphanesinin, konferans salonunun, spor salonunun ve idari binasının olduğu tam bir kompleks yapı halinde. Türkiye’nin şuanda en modern yurdu diyebiliriz.

-Güçlendirme çalışmalarınız ile eğitimden sağlığa her alanda İstanbulluya hizmet veriyorsunuz. Bu çalışmalarınız doğrultusunda muhakkak ödüllere layık görülüyorsunuzdur. Projeleriniz hangi ödüller ile taçlandırıldı?

Geçen haftalarda Dallas’ta töreni yapılan Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Teksas A&M Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği sürdürülebilir binalar var. Orada Türkiye’deki yapılar analiz edilmiş sağlık yapılarında yine Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi yine sürdürülebilir sağlık yapıları arasında birinci seçildi ve ödüle layık görüldü. Dolayısıyla yaptığınız kaliteli hizmetler, vizyoner projeler, sizin depreme dayanıklı hale getirdiğiniz, aynı zamanda da çevreci, uluslararası standartlarda olan, inovatif inşaat tekniklerini kullandığımız, çevresine uyumlu ve enerji tasarruflu olan binalarımız ödül alıyorlar. Okmeydanı Hastanemizin de inşallah önümüzdeki 3 ay zarfında %80’i olan ilk etabını tamamlama hedefindeyiz, daha sonrada oranın transferi ve taşınması başlayacak. Daha sonra eski binayı yıkıp %20’lik 2. etabının da yapımına başlayacağız. Göztepe’de inşallah yılsonuna kadar tamamlanıp en kısa sürede hizmete alınacak.

-Afet sektöründe en çok rastladığınız problemler ve sorunlar neler? Çözüme kavuşmayan sorunlar var mı?

Bunu 2’ye ayırmamız gerekiyor. Birincisi sektör olarak daha üst bakış açısı ile bakarsak afet sektörü yeni yatırım yapıp daha rahat yaşamaya dönük bir şey değildir. Mevcut olanı güçlendirmeye ya da riski azaltmaya yönelik bir çalışmadır. Bu sebeple çok kolay karar verilemeyen ve gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için başka önceliklerimizi bırakıp burayı güçlendireyim yoluna gidilemeyen bir iştir. Bizim işimizde bizi farklılaştıran nokta budur. İPKB olarak ana hedefimiz risk azaltma olduğu için başka hiçbir noktayı düşünmeden yol almaktır. Sadece ona odaklanarak çalıştık ve başarılı bir model ortaya koyduk. Bu da diğer illere ve ülkelere çok iyi bir örnek olabilir diye düşünüyorum.

-Projelerinizdeki başarıyı gelecek nesillere aktarmak için üniversitelere konferansa ya da farklı etkinliklere katılıp öğrencilere güçlendirme ve yenileme çalışmaları hakkında bilgi veriyor musunuz?

Tabi ki gençlerimize bu konuda bilgilendirme yapıyoruz. En son Haziran ayında Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası bir kongre vardı. Burada İPKB olarak İSMEP projemizi en üst düzeyde anlattık. Moderatörlüğünü ben üstlendim. İSMEP örneğimiz ile risk azaltmanın çeşitli yönlerini üniversitelilerimiz ve akademisyenlerimiz ile paylaştık. Bu tür kongreler ve konferanslar gerçekten çok önemli. Çünkü afet sektörü tek bir sektörü ilgilendirmiyor, birçok sektörün bir araya gelip birlikte çalışması gereken bir sektör diyebiliriz. Dolayısıyla bu tür konferanslarda yapılanlar paylaşılınca hem aydınlanma oluyor, hem de daha başka neler yapılabilir onları görebiliyorsunuz.

-Aynı zamanda Kızılay’ın Şişli şubesinin başkanlığına da geçtiniz, bu ulvi görev hakkında neler söylemek istersiniz?

Benim için ve her Türk vatandaşı içinde çok önemli olan Kızılay teşkilatının delegelerinin teveccühü ile Kızılay Şişli Şubesi’nin başkanı seçildim. Şubat 2019’dan bugüne başkanlığı yürütmekteyim. Kızılay yurt içi ve yurt dışında Türkiye’nin merhamet elidir. Dolayısıyla elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğine inanıyorum. Afet bilinçlendirme eğitmenlerimizin olduğu gibi Kızılay Şişli Şubesi’nin işlettiği bir huzur evi var. Bir gün sizleri de orada ağırlamak isterim. Orada 72 tane yaşlı konuğumuzun her türlü bakım hizmeti sağlanıyor. Görevimizi layığı ile yerine getirmeye çalışıyoruz.