SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜZELLİK MOTTOMUZ”

 

"Var olanı korumak, güzelleştirmek ve daha iyi saklayabilmek üzerine çalışıyorum." diyen ve genç yaşta büyük başarı yakalayan Medikal Estetik Dr. Ezgi Karavelioğlu, VipTurkey dergisine verdiği keyifli röportajda kendi kliniğinde yaptığı uygulamaları, çağımızın en büyük sorunu haline gelen leke ve kilo problemlerinin tedavisinde nasıl bir yol izlediklerini anlatarak, genç nesile cilt güzelliklerini korumaları için tavsiyeler verdi.

 

Ezgi Hanım, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kliniğinizi açmaya nasıl karar verdiniz?

Aslen Kırşehir doğumluyum. Liseye kadar Kırşehir’de okudum. Ardından İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Fakülteyi bitirdikten sonra ilk görev yeri olarak Çanakkale'de bir devlet hastanesine atandım. Ardından İzmir'de özel, medikal estetik üzerine çalışan bir poliklinikte çalıştıktan sonra uzun yıllar Nişantaşı'nda yine özel bir klinikte çalıştım. Sonrasında Bağdat Caddesi’nde bir plastik cerrahla 1,5 sene

çalıştım ve bilgi birikimimi hastalarıma daha verimli aktarabilmek için kendi kliniğimi açtım.

 

Estetik, güzellik klinikleri daha çok Nişantaşı’nda ya da Etiler hattında bulunuyor. Siz neden Bağdat Caddesi’ni tercih ettiniz?

Bağdat Caddesi, İstanbul’un kalbi denebilecek bir lokasyonda. Daha önce burada çalışmamla birlikte Bağdat Caddesi’nin canlılığını keşfettim. Yaşaması, vakit geçirmesi çok keyifli bir yer ve baktım ki bölgenin böyle bir kliniğe ihtiyacı var. Bu nedenle Göztepe Parkı’nın karşısına kliniğimizi birkaç ay önce açtık.

 

Peki, kliniğinizde ne tür uygulamalar yapıyorsunuz?

Genellikle anti-aging ve sürdürülebilir güzellik üzerine çalışıyorum. Aslında işlemlerin adı “medikal estetik” fakat yaptığım işlemler estetik değil. Asıl amacım var olanı korumak, güzelleştirmek ve daha iyi saklayabilmek... Hastalarımın yaşları oldukça küçük. Bu yüzden uygulamaları da bu doğrultuda yapmak gerekiyor. Farklı yaş gruplarına aynı tedavi yöntemlerini uygulayamazsınız. Uygularsanız da hem hastalar mevcut güzelliklerini kaybederler hem de geri dönülmeyecek sonuçlar ortaya çıkar. Yaptığım işlemler arasında en çok sevdiğim uygulama ise mezoterapi. Düzenli ve doğru yapılan bir işlemle hastalara gerçekten birçok şey kattığını düşünüyorum. Onun haricinde ozon terapi uygulaması ve bunların yanında da zaten sizin de bildiğiniz botoks, sıvı ve ip ile yüz germe gibi klasik medikal estetik işlemleri yapmaktayız.

 

Hastalarınız ağırlıklı olarak kadın mı? Erkek hastalarınız da mevcut mu?

Ağırlıklı olarak kadınlar. Tabii erkek hastalarımız da var ama malum kadınlar güzelliğe erkeklerden daha düşkün.

 

Peki, size gelen hastalarınıza ne öneriyorsunuz? Bir kadın güzelliğini korumak için hangi yaşta medikal estetik ile tanışmalı?

Bundan hemen hemen 9 sene öncesinde hastalarımızın ortalama yaş grubu genellikle 45-55 hatta 60 yaş üzerinden oluşuyordu. Ama artık günümüzde herkes çok bilinçlendi. Yani 27 yaşında olup, “Kaşımı çok çatıyorum ileride çizgi oluşmasın” diye gelip sadece o bölgeye botoks yaptıran birçok genç hastam mevcut. Mesela “mezotoksin” diye bir uygulama var. İçinde hem botoks hem de hyaluronik asit bulunuyor. Mezoterapi şeklinde uygulanan bir botoks işlemi de diyebiliriz. Genelde genç yaştaki hastalarımıza uyguluyoruz bunu. Hem ben hem de hastalarımın sonuçlardan oldukça mutluyuz. Çünkü artık insanlar bilinçlendiler. Var olanı korumanın ne kadar değerli olduğunu ve aslında ciltleri yaşlandıktan sonra yapılabilecek işlem sayısının çok kısıtlı olduğunun farkındalar. “Ameliyat olmadan, kısa sürede kendimizi nasıl daha iyi hissederiz” düşüncesi trend olmuş durumda.

 

Gelen hastalarınıza herhangi bir cerrahi müdahale olmadığı için bir risk teşkil etmiyor uygulamalarınız?

Burada insanları doğru bilgilendirmek gerekiyor. Çünkü her tıbbi uygulamanın hemen hepsinde bir miktar komplikasyon oranları vardır. Bu yüzde hiçbir işlem için “Risk yoktur” diyemeyiz. Uygulamalarımız daha minimal işlemler olduğu için bir sıkıntı yaşamıyoruz.

 

Ezgi Hanım, artık sonbahar-kış dönemine girdik. Sonbahar döneminde hastalarınız size hangi uygulamalar için daha çok talepte bulunmalılar?

Lekelenme problemi herkes için büyük bir sorun haline gelmekte. Biz bazı leke tedavisi gören hastamızın tedavisini yazın kontrol seansları uygulayarak devam ettik. Ama genelde leke tedavisi için en uygun dönem kış dönemidir. Yazın leke tedavisi, tatile gidildiği için ihmal edilir ve hastalar lekeleri daha da artmış olarak hatta üstüne güneş lekelerinin de eklenmesiyle geri dönerler. Sonbahar döneminde en çok başvuru sebebi bu nedenle leke tedavisidir. Sonbahar aylarının şöyle bir önemi var; yazın leke tedavisinde lazer kullanamıyoruz. Lazer tedavisini kışın tercih ediyoruz. Fakat tatilden dönen hastalarımız hemen lekelerinden kurtulmak istiyor. Sonbahar aylarında güneş de tam anlamıyla etkisini yitirmediği için çok ara bir süreç. Böylelikle biz de hastalarımıza bu dönemde leke mezoterapisi öneriyoruz. Leke mezoterapisi ile haftalık seanslarla hastalarımızın leke tedavilerini yapmaktayız. Aslında leke tedavisi çok zor bir işlemdir. Totalde 2 seneyi bulabilir. Tedaviye başlarsınız lekeler geçiyor gibi olup artabilir. Yani tedavi bir süreklilik arz eder. Ekim ayında başlanan leke mezoterapisi tedavisinde gereken hastalara kasım-aralık gibi lazer tedavisi uygulanabilir.

 

Gençler için ne önerirsiniz? Kaç yaşından itibaren bu tarz işlemlere başlamalılar sizce?

Mutlaka 30 yaşından sonra herkesin danışabileceği bir doktorunun olmasında fayda var. Gençken mimiklerimizi çok kullanıyoruz ve güneş ve akne lekeleri gibi bu tarz sıkıntıları varsa daha erken de başvurabilirler. Telefonlar artık o kadar içimizde ki örneğin; instagram'ı açtığımızda yanlışlıkla kamerayı açabiliyoruz ve o an ciltteki tüm kusurlarımızı görüyoruz. Öncelikle kendimiz rahatsız oluyoruz bundan. Artık herkes çok bakımlı. Bakımsız kimse yok. Bu tarz işlemler yaptırmayan kimse kalmadı diyebiliriz.

İşlemleri yaptıran ve yaptırmayan arasındaki fark ise yorgun ve dinç gözükmek arasında değişiyor.

 

Leke tedavileri dışında ağırlıklı olarak “bu” diyebileceğiniz başka bir problemle başvuran hastalarınız var mı?

Leke tedavileri dışında hastaların en çok başvurduğu konulardan diğeri de kilo problemi. Normalde selülit mezoterapisi ile selülit tedavilerimiz daha çok mart ayında başlar. Bu dönemler en çok selülit problemi için kapımız çalınıyor. Sebebi ise hastanın tatile gidip çevresindeki kadınların ne kadar fit ve kusursuz ciltlerinin olduğunu görüp kendisinde selülit olduğunu fark etmesi...

 

Son olarak, kliniğinizle alakalı gelecek planlarınız neler?

Ozon tedavisinde yelpazemiz genişleyecek. Ozon normalde kanımızın oksijen miktarını arttırıyor ve böylelikle hava kirliliği, sigara kullanımı, stres gibi olumsuz, vücudumuza zarar veren faktörlere karşı antioksidan görevi görüyor. Ozon tedavisini ben aynı zamanda anti-aging uygulamaları ve bölgesel incelmede de kullanıyorum. Dolayısıyla ozon tedavisi kendi başına ayrı bir terapi. Ağrılarda, kronik yorgunlukta, romatolojik hastalıklarda ve bazı dermatolojik hastalıklarda da kullanılabiliyor.