Prof. Dr. Mete Güngör: Hedefim, Erken Teşhiste Farkındalığı Artırmak

     Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör; kariyerini, kanser tedavisindeki güncel yaklaşımları ve hastanede uyguladıkları tedavi yöntemlerini VIP Turkey dergisine anlattı.

     Robotik cerrahiden kadınların kanser riskine kadar bilgilerini bizimle paylaşan Güngör, kanser riskini erken teşhis edebilmek için şikayetleri olmaksızın kadınların düzenli olarak her sene muayene olmalarını öneriyor. Kadın hastalıkları adına yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle de ön plana çıkan Mete Güngör, renkli projelerle kadınların bilinçlendirilmesine katkı sağlıyor.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Tıp eğitiminizin ardından kadın doğumu seçmenizin nedeni neydi? Böylesi zorlu bir alanda, kariyerinizi nasıl inşa ettiniz?

Yıllar önce Ankara’da doğdum ve orada büyüdüm. Tıp eğitimimi Hacettepe Üniversitesi’nde tamamladım. Bu 6 yıllık eğitim sürecinde, mesleğimi cerrahi bir bölüm seçerek sürdürmek istediğime karar verdim. O yıllarda popülaritesi en yüksek branşlardan biri olan ve aynı zamanda içinde doğumu, çok çeşitli cerrahileri barındırdığı ve teknolojiyle birlikte devamlı kendimi geliştirme fırsatı bulacağım bir bölüm olduğu için Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nü seçtim. İhtisasımı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladım ve aynı üniversitede, öğretim üyesi olarak akademik kariyerime devam ettim. ABD’de Mayo Clinic’te, Jinekolojik Onkoloji dalında eğitim aldım. Kendimi özellikle laparoskopik cerrahi ve kanser cerrahisinde geliştirmek için çalışmalarıma devam ettim. 2006 yılında profesör unvanı aldım. 2009 yılında İstanbul’a gelmeye karar verdim ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı olarak göreve başladım. O zamandan beri Acıbadem Maslak Hastanesi’nde çalışıyorum. 1997 yılından itibaren ise Türkiye’de özellikle kanser cerrahisinde ve diğer jinekolojik hastalıklarda loskopik ve robotik cerrahinin gelişmesi için çalışmalarımı sürdürüyorum. Şu anda Robotik Jinekolojik Cerrahi Derneği ve Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği’nin başkanlığını yapıyorum.

Yumurtalık kanseri konusundaki bilinçlendirme çalışmaları ve bu alandaki başarılı cerrahi uygulamalarınızla öne çıkıyorsunuz. Oldukça ağır ve ciddi vakalarla da karşılaşıyorsunuz. Hastalıklarla mücadelede, enerjinizin kökeni nereden geliyor?

Yumurtalık kanserlerinin tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler olmasına rağmen hala kadın kanserleri içinde en zor tedavi ettiğimiz kanser türü. Tedavideki en önemli aşama, hastaya yapılan ilk ameliyattır. Burada eksik cerrahi yapma lüksünüz yok. Eğer yetersiz bir ameliyat yaparsanız yani tümörü ilk ameliyatta tamamen temizlemezseniz hastayı uzun süre yaşatamazsınız. Bu noktada ameliyat ettiğimiz hastaların uzun süre yaşamaları ve büyük bir kısmının bir daha aynı hastalıkla karşılaşmamaları, bizim bu mücadeledeki enerjimizin ve isteğimizin ana kaynağı.Hastalarımızın hayatta olduğunu görmek, bizim için en önemli motivasyon. Hastaların kanser şüphesi duyduğu durumlarda, kendileri için yapabilecekleri en doğru şey, kanser cerrahisi eğitimi olan jinekolojik onkologlara ameliyat olmalarıdır.

“Robotik cerrahinin uygulandığı ilk özel hastane”

Hastanenizde uyguladığınız kanser tedavilerinde, robotik cerrahinin rolü nedir?

Robotik cerrahiye 2009 yılında başladık. Acıbadem Maslak Hastanesi, jinekolojik robotik cerrahinin uygulandığı ilk özel hastanedir. Jinekolojik kanserlerde hastalar, genellikle açık cerrahi ile tedavi edilir. Bu durum, hastaların iyileşme sürecinin ve hastanede kalış sürelerinin uzamasına ve ameliyat sonrası almaları gereken ek tedavilerin gecikmesine yol açar. Robotik cerrahi ile kanser hastalarının büyük bir bölümünün, özellikle rahim ağzı ve rahim kanserlerinde hastaların karınları açılmadan 3-4 küçük delikten ameliyat olma imkanları oluyor. Böylece hastalar, birkaç günde iyileşip hastaneden taburcu olabiliyorlar. Ayrıca bu ameliyatla hastaların ağrısı ve kanaması, çok daha az oluyor. Ameliyattan sonra kısa sürede kemoterapi veya radyoterapiye başlayabiliyorlar. Robotik cerrahiyi, tabii ki sadece kanser ameliyatlarında kullanmıyoruz. Aynı zamanda endometriozis, rahim sarkması, myomlarda ve rahim alınmasını gerektiren jinekolojik hastalıkların tedavisinde de kullanıyoruz.

Kadınlarda en çok rastlanan yumurtalık kanserinden korunma için önerileriniz nelerdir?

Yumurtalık kanserleri, hızlı ortaya çıkarlar ve bu yüzden maalesef bir tarama ve erken tanı yöntemi yoktur. Bu kanserleri erken tanımlayabilmek için hiç olmazsa kadınların senede bir, hiç şikayetleri olmasa da kontrole gitmeleri gerekir. Bu esnada karşılaşılabilecek yumurtalık kist ve kitlelerin değerlendirmesi yapılarak erken tanı koyma şansı olabilir. Ayrıca hastaların, özellikle meme ve yumurtalık kanseri olan yakın aile fertlerinden haberdar olmaları da önemlidir. Bu durumda, mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir. Ayrıca kadınlar, herhangi bir jinekolojik ameliyat olduklarında eğer doğum yapmışlarsa ve başka çocuk yapmayı düşünmüyorlarsa, tüplerini ya da eğer menopozdaysalar yumurtalıklarını aldırdıklarında, yumurtalık kanseri olma risklerini azaltırlar.

Rahim ağzı kanseri ise kanser olmadan önleyebilmemiz için bize 15-20 yıl süre tanır. Bu kanserin, uzun bir kanser öncesi dönemi vardır ve nedeni bellidir. Bu yüzden etkili tarama testleri vardır. Düzenli aralıklarla taramalarını yaptıran kadınlar, kanser olmazlar. Smear ve HPV testi ile taramalarını yaptırabilirler. Ayrıca rahim ağzı kanserinin nedeni HPV olduğu için dünyada kullanılan HPV aşısı, bu kanserden korunmak için kullanılacak yöntemlerden birisidir. Biz de bu konuda toplumu bilinçlendirmek ve genç kızların zamanında HPV aşılarını yaptırmaları için “aşık olmadan aşı ol” kampanyasını başlattık.

Alternatif tıbbın kanser tedavisindeki yeri nedir?

Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi gibi standart yaklaşımlar dışındaki yöntemler, kanser tedavisinde alternatif değil tamamlayıcı olarak kullanılmalıdır. Sadece bu yöntemleri uygulayarak kanserin tedavi olmasını beklemek, büyük bir yanılgıdır. Bu tedaviler, kanserden korunmada sağlıklı; ancak kanser riski yüksek bireylere, kemoterapi ve radyoterapisi devam eden; ancak yan etkilerinin azaltılıp faydalarının artırılması amacıyla destek ihtiyacı bulunanlara veya tedavisini tamamlamış hastalarda bağışıklık sisteminin uyarılmasını sağlamak için uygulanmalıdır.

"Hedef, erken teşhiste farkındalığı artırmak"

Son olarak, sizin de çalışmalarına katkı verdiğiniz “Pembe Rota” kampanyasından bahsedebilir misiniz? Kampanyanın amacı nedir, bu kampanyayla kimlere ulaşmayı hedefliyorsunuz?

Türk kadınının kanser riskini azaltmak, erken teşhis ve tedavisine destek olmak için tüm Türkiye’yi kapsayan bir sosyal sorumluluk projesi bu. Projede ilk hedefimiz, en az 1000 kadının muayene edilmesini sağlayıp hastalık teşhis edilmesi durumunda da gerekli tedavinin Pembe İzler Derneği tarafından üstlenilerek kadınların daha bilinçli, daha sağlıklı, daha mutlu yaşamalarına katkıda bulunmak. Bu projeye ben de katkıda bulunuyorum ve birçok ilde toplantılar yapıp farkındalığı artırıyoruz. Özellikle riskli grupta olduğunu düşündüğümüz kayıt olan kadınlarımıza ücretsiz muayene yapıyoruz ve kanser tanısı alan hastaların tedavi planlamasını yapıyoruz.