“50 yaşındaki bir insanın 20 yaşında görünme çabası güzellik değildir”

 

“Son yıllarda dış güzelliğin çok önemli olduğunu görüyorum. Eskiden bu kadar önemli değildi öyle ki günümüzde dış güzellik iç güzelliğin önüne geçti. Ben iç güzelliğin dışa yansıdığını düşünenlerdenim aslında. Yoksa 50 yaşında bir insanın 20 yaşında görünmeye çalışması güzellik değildir. Ben her zaman doğallıktan yanayım…”

 

Zarif, alımlı ve bir o kadar da güçlü. Dişiliğinin kişiliğinin önüne geçmesine izin vermeyenlerden. İşinin en iyisi, hastalarının güvenle kendini teslim ettiği başarılı bir kadın o… Kimden mi bahsediyorum? Elbette Kozmetik Dermatoloji alanında önemli çalışmalara ima atan Uzm. Dr. Sevil Güçer’den… Kendisi gibi enerji dolu kliniğinde bir araya geldik, popüler estetik uygulamalardan güzellik anlayışına kadar merak edilen ne varsa konuştuk…

 

Öncelikle bizleri kliniğinizde ağırladığınız için teşekkür ediyorum Sevil hanım. Okuyucularımız sizi tanısın isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz?

6 yıllık üniversite hayatımdan sonra dermatoloji ihtisasımı Avusturya’da tamamladım. 4 yıllık dermatoloji ihtisasımı tamamlandıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndüm. Devlet hastanesi ve özel hastanede alanımda çalışmalarda bulundum. 10 yıldır da kozmetoloji alanına ilgi duyuyorum. Kendi muayenehanemde daha keyifli ve huzurlu olduğumu düşündüğüm bu alanda hastalarıma hizmet veriyorum. Amerika’da eğitim gören bir oğlum var. 

 

Peki bu işin profesyoneli olarak sizin için güzellik ne ifade ediyor? Güzellik algınızı nasıl tanımlarsınız?

Kişinin kendisini en iyi hissettiği şeklidir güzellik. Son yıllarda dış güzelliğin çok önemli olduğunu görüyorum ben, eskiden bu kadar önemli değildi.Günümüzde dış güzellik iç güzelliğin önüne geçti. Ben iç güzelliğin dışa yansıdığını düşünenlerdenim aslında. İnsanların kendi yaş grupları içinde iyi görünmeleri ve aynaya baktıklarında mutlu olmalarıdır aslında dış güzellik tanımlamam. Yoksa 50 yaşındaki bir insanın 20 yaşında görünmeye çalışması değildir güzellik. Ben her zaman doğallıktan yanayım.

 

“Popüler uygulamalar herkese göre olmayabilir, doğru işlem için yüz analizi yapılmalı”

 

Elinizin değdiği kadını sanki bir sihirli değnek varmışçasına hayallerindeki görüntüye kavuşturuyorsunuz. Bu süreçte hastalarınızla nasıl bir yol izliyorsunuz?

Öncelikle hasta kliniğimize başvurduğu zaman onu dinlemeyi tercih ediyorum. Hastanın kendi ile ilgili şikayetleri nedir onları öğreniyorum sonrasında benim fikirlerimi ona anlatıyorum. Çünkü bazen hastanın şikayetiyle benim uyguladığım işlemler farklılık gösterebiliyor. Bazen hastalar sosyal medyadan gördükleri şeyleri uygulatmak için geliyorlar. Son dönemde popüler olan çene dolguları var, bunu yaptırmak için geliyorlar ama bakıyoruz ki ihtiyacı yok. Bu nedenle hastada öncelikle bir yüz analizi yaparak durumu değerlendiriyoruz. Kişiye özel tedavi uyguluyoruz. Hastalarıma böyle yaklaşınca da genellikle ikna oluyorlar ve güvenerek kendilerine en uygun işlemi uyguladığımı biliyorlar ve sonucunda da kendilerini mutlu uğurluyoruz. Çünkü herkesin ihtiyacı farklıdır.

 

“Yapacağımız işlemi hastanın ihtiyacına göre belirliyoruz”

 

Son dönemde en popüler işlem nedir?  En çok hangi işlemi yaptırmak için kliniğinize geliyorlar?

Son yıllarda özellikle ameliyatsız işlemler çok tercih ediliyor. Botoks ve dolgu özellikle. Bunların dışında cilt kalitesini artırmak çok önemli. Yapılan her işlemin güzel olması için ilk önce cilt kalitesini artırmak gerekiyor. Genel olarak kolajen, somon dna, vitamin, gençlik aşıları… Bunları uygularken hastanın cilt yapısına bakıyoruz. Kuru ciltli mi, sarkmaya mı meyilli neye ihtiyacı var onu ilk etapta analiz edip yöntemi ve ürün içeriğini belirliyoruz. Bunun dışında ultrason enerjisiyle ameliyatsız yüz germe işlemi için cihazlar var, altın iğne dediğimiz radyofrekans teknolojisiyle cilt ve gözenek sıkılaşmasına yönelik kullandığımız cihazlar var. Leke tedavisi ve cilt toparlamaya yönelik radyofrekans cihazları var. Bunların dışındaleke-akne tedavileri yapıyoruz.Saç ile ilgili PRP-Mezoterapi kombinasyonları uyguluyoruz. Bölgesel incelmeye yönelik mezoterapi uygulamaları yapıyoruz. Bunları hastanın ihtiyacına göre belirliyoruz.

 

‘O zaman her estetik kişiye özeldir’ diyebilir miyiz peki?

Elbette, kişinin cilt yapısını görmeden karar vermek çok doğru değil. Mutlaka görüşmeye gelmelerini bekliyoruz. Hastalara telefonda bilgi verme taraftarı değiliz. Bazen özellikle bir uygulamayı yaptırmak için gelmiş oluyorlar ama kendilerine uygun olmadığını anlattığımız da oluyor. Kişiye özel uygulamalar her zaman daha iyi sonuç verir.

 

“Üst üste ameliyat göz kapağının fonksiyonunu bozabilir”

Son dönemlerde modern hayatın koşturması ve yorgunluğu gözlerimize de yansıyor. Göz kapağı düşüklükleri veya sarkmalar olabiliyor. Göz çevresi işlemleri herkese uygulanabilir mi biraz bundan bahsedebilir misiniz?

 

Genelde hastalarıma tavsiyem belli bir yaştan sonra cerrahiye başlamalarıdır. Çünkü göz kapağı ameliyatlarında cilt belli bir yaştan sonra kendini bırakıyor ve bir süre sonra ameliyatın tekrarlanması gerekiyor. Çok fazla üst üste ameliyat göz kapağının fonksiyonunu bozabilir o nedenle 45-50 yaş aralığı bu işlem için ideal. Göz kapağını kaldırmak için botoks yapılabilir.Yine iple asma yöntemi çok uyguladığımız bir yöntem. Alt göz kapağı için de dolgu, çevresi için mezoterapi uyguluyoruz. Hastayı görerek karar vermek gerekiyor. Genç yaşta cerrahi müdahalelerden kaçınılması gerektiğini düşünüyorum.

 

İp askılama derken sormadan geçemeyeceğim.Bir dönem örümcek ağı  çok yaygındı. Şimdi Fransız askısı ve altın ip uygulamaları yapılıyor. Biraz da bunlardan bahsedebilir miyiz? Aralarındaki fark nedir?

İpli yöntemlere biz örümcek ağı ile başladık. Kullanılan ipler cilt altına yerleştirilip bırakılan iplerdir. Ağ şeklinde cilt altına atıp iplerin erimesini bekleriz. İpler erirken kolajeni tetikler ve cilt kalitesinin artırır. İple asma yöntemindeki gibi cildi yukarıya kaldırma efekti yoktur, buradaki olay tamamen cildi sıkılaştırmaya ve kalitesini artırmaya yöneliktir. Fakat iple asma yönteminde balık kılçığı gibi farklı dizilimleri olan ipler kullanıyoruz. Bu ipleri cilt altına attığımız zaman bir ucu dışarda kalır ve çıkan iple yukarı kaldırırız cildi. Eriyen iplerin etkisi 2 yıl, erimeyen iplerin etkisi ise 5 yıl sürer. Ben eriyen ipleri yani örümcek ağı uygulamasını daha sağlıklı olduğu için tercih ediyorum.

 

Son olarak yaş aldıkça vücudumuzdaki kolajen miktarı da aynı oranla azalıyor. Kolajenleri vücudumuza almamızda en etkili yöntem nedir?

25 yaşına kadar cildimizde maksimum düzeyde üretilen kolajenin yüzde 1’i 25 yaşında yüzde 50’si 50 yaşında kaybediliyor. Cilt aşağı sarkmaya, yumuşamaya ve elastikiyetini kaybetmeye başlıyor. Aşıyla enjeksiyonlarda biz direkt kolajenin üretildiği epidermis noktasına 1-1.5 cm aralıklarla kolajeni enjekte ederiz. Vücudun her yerine uygulanabilir. Aldığımız sonuçlar gerçekten çok güzel. Tip 2 kolajen eklem problemlerinde kullanılır, ciltle ilgili olanlar isetip1 ve 3 olanlar. Biz bunları ağızdan aldığımızda yüzde kaç fayda sağladığını kesin olarak bilemiyoruz.  Hastalarımıza sadece destekleyici olarak tavsiye ediyoruz.