Gülümseyelim, ama sağlıkla…’

Ben aslında sadece sosyal anlamda kendime ayırdığım zamanda çok enerjik ve çok mutlu bilinirim. O yüzden arkadaşlarım sağolsunlar hiç peşimi bırakmıyorlar. Onlara iyi geliyormuşum! Ama özel olarak yaptığım bir şey yok aslında, yani mutlu bir insan olduğum için gülümsemeyi seviyorum sadece.”

Gülmek, içimizdeki pozitif enerjiyi karşımızdakilere yansıtabilmek için en güzel araçlardan biri… Bunun yanı sıra, gülümseyeni dahi daha mutlu edebilen sihirli bir eylem… Tereddütsüz ve özgüvenli bir gülümsemenin sırrı ise sağlıklı ve estetik gülüşte saklı.

Ağız ve diş sağlığı için uygulanan tedaviler, son yıllarda teknolojinin de gelişmesiyle bir hayli çeşitlenmiş durumda. Özellikle diş estetiği konusu, sosyal medyada hala güncelliğini koruyan “selfie” akımı ve “Hollywood smile” modası nedeniyle uzun zamandır gündemimizde. Biz de diş sağlığındaki yaygın tedavi yöntemlerini ve estetik uygulamalarını, Uzman Dr. Dt. Buket Kılınç’la konuştuk.

Periodontoloji ve implant cerrahisi alanında uzmanlığı bulunan Dr. Dt. Kılınç, bizleri Mecidiyeköy’de bir yılı aşkın süredir hizmet veren Estetium Life adlı kliniğinde ağırladı. Kendisiyle tanışır tanışmaz hissedebileceğiniz genç ve pozitif enerjisini bu güzel kliniğe de yansıtmış olmalı ki, insan kendisini burada gerçekten huzurlu hissediyor. Gülümsemeyi çok seven, hastalarının da kendi gülümsemesine aşık olmasını isteyen Uzm. Dr. Dt. Kılınç, “Hastalarımızın buradan gerçek anlamda gülümseyerek çıkması önemli. Onların mutluluğu benim mutluluğum” diyor.

Buket Hanım, bizi bu güzel klinikte güler yüzünüzle ağırladığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle kısaca kendinizden ve Estetium Life’ta hastalarınıza uyguladığınız tedavilerden bahsedebilir misiniz?

Benim uzmanlık alanım periodontoloji, diş eti hastalıklarının tedavisi ve cerrahisini içeriyor. Yani biz burada diş etine yönelik tüm hastalıkları, diş eti çekilmeleri, diş eti büyümeleri, diş eti kanamaları, kemik erimesi gibi tüm hastalıklara yönelik tedavileri hastalarımıza uyguluyoruz.

Polikliniğimizde çocuk diş hekimliğimiz de mevcut. Çocuklar için özel tasarlanmış bir çocuk odamız var oyuncaklarla dolu. Orada çocuk hastalarımız pedadontist dediğimiz diş hekimi kontrolünde tedavi olabiliyor. Bunun dışında bir ortodonti tel tedavisi uzman diş hekimimiz var. Ortodontik tedaviler de yine onun kontrolünde İlerliyor. Poliklinik hizmeti olduğu için kliniğimizde ağızla ilgili tüm tedaviler mevcut. Kanal tedavileri, dolgular, protetik tüm tedaviler, cerrahi, yine gülüş tasarımı yani aklınıza gelebilecek A’dan Z’ye bir poliklinikte neler varsa tüm hizmetler mevcut.

Günümüzde estetik uygulamaları çok ön planda. Gülüş tasarımı da yeni yeni karşılaşmaya başladığımız kavramlardan biri. Klinikte buna yönelik ne gibi uygulamalarınız var?

Malum, kliniğimizin adı Estetium Life. Dolayısıyla estetiğe dair her şeyi burada bulabilirsiniz. Gülüş tasarımı da tüm bu uygulamaların bir kombinasyonu aslında. Biz gülüş tasarımı planlarken hastalarımıza aidiyet duygusu veren, onu tamamlayan, başka bir insan yapmayan ve mimiklerini engellemeyen, tamamen orjinalini taklit eden ama aynı zamanda havalı bir gülümseme veren bir tasarım planlıyoruz. Gülüş tasarımı derken aslında zirkonyum kaplamalar ve laminalar gibi hastanın gülüşündeki o estetiği verebilecek uygulamalardan bahsediyoruz. Öte yandan gülüş tasarımı hem beyaz estetik hem de pembe estetiği kapsıyor aslında. Beyaz dediğimiz diş estetiğinin yanı sıra, pembe adını verdiğimiz diş eti estetiği de çok önemli. Düşünün ki hastanın bembeyaz dişleri var ama diş etleri kanamalı, kırmızı. Böyle bir durumda bütüncül bir estetiğe ulaşmak mümkün olmuyor o yüzden gülüş tasarımı planlarken hem beyaz hem pembe estetiği kullanıyoruz.

Gülüş tasarımı için bir hastanın ne kadar süre harcaması gerekiyor peki?

Teknoloji artık çok ilerledi, günümüzde tedavileri hastayı yormadan, çok kısa süre içerisinde tamamlayabiliyoruz. Yani eskisi gibi bir ay sürekli gidip gelmesi söz konusu değil… Ki kaldı ki gülüş tasarımı için yurt dışından gelen hastalarımız bile oluyor. Onlara da yaklaşık bir hafta içerisinde çok güzel bir tasarım, bir “Hollywood smile” hediye edebiliyoruz.

Tam da bu noktada size sağlık turizmiyle ilgili faaliyetlerinizi sormak istiyorum. Ülkemizde sağlık turizmi ne noktada, sizin bu kapsamdaki hizmetleriniz nelerdir?

Türkiye hem coğrafi olarak turizm cazibesi hem de estetikte teknolojisi ileride olduğu için sağlık turizmi açısından da uğrak bir ülke haline gelmiş durumda. Yurt dışından gelen ziyaretçiler aynı zamanda hem çeşitli tatil yerlerinin keyfi için gelirlerken aynı zamanda dişlerini yaptırmak istiyorlar.

Bizim de sosyal medyada yurt dışından çok fazla takipçi hastamız var ve bunların çoğu bize gelip implant tedavilerinden tutun gülüş tasarımlarına kadar bir dolu uygulamayı yaptırmak istiyorlar. Biz de Estetium Life olarak yurt dışından gelen hastalarımızın konaklaması ve ulaşımı dahil olmak üzere onların buradaki her türlü isteklerini karşılayan bir kurumuz aslında. Ve tabiki de hasta memnuniyeti çok önemli. Hastalarımızın buradan gerçekten gülümseyerek çıkmaları gerekiyor. Onların mutluluğu benim mutluluğum.

İmplantı yerleştirdikten sonra hastanın normal hayatına devam etmesini sağlıyoruz”

Tekrardan kliniğinizdeki uygulamalara gelirsek, diş kaybı durumunda yapılan bir uygulama olarak bildiğimiz implant için tedavi süreci nasıl ilerliyor? Hastalarınız bu süreci nasıl geçiriyor?

İmplant teknolojisi artık çok ilerledi. Önceden bu uygulama insanların psikolojisini ciddi anlamda bozarken şu anda bir implantı yapmak 10 dakikamızı alıyor. Biz yeterli kemik seviyesi varsa, her hastaya implant tedavisi uygulayabiliyoruz. İmplantı yerleştirdikten sonraki süreçte, antibiyotik, ağrı kesici, şişlik önleyicileri reçete ederek hastanın o bir haftalık süre içerisinde normal hayatına devam etmesini sağlıyoruz, ki bu çok önemli. Hasta ertesi gün işe bile gidebiliyor. İmplantın yerleştirilmesinden bir hafta sonra dikiş kontrolü yapıyor ve dikişleri alıyoruz. Zaten eriyen dikiş kullandığımız için dikiş alımı gerekli değil ama bir hafta sonra yine de bir kontrol seansı alıyoruz. Ortalama olarak 2.5-3 ay sonra da implantların üzerine protez yapıyoruz. Yani implant kökü temsil ediyor. İmplantı yerleştirdikten sonra bir üç ay bekleme süremiz var. Bu üç aylık dönemden sonra üst protezlere geçebiliyoruz. Üst protezler de ortalama olarak bir 10-15 günümüzü alıyor.

Peki her hasta için uygun mudur implant?

Bazı sistemik problemleri olan hastalarımıza önermiyoruz. Çünkü diyabet, şeker hastalığı yara iyileşmesini ciddi anlamda bozuyor. Çok ciddi sistemik problemleri yoksa, kemik seviyesi iyi durumdaysa bu hasta bizim için uygun bir implant hastasıdır. Ama artık kemik seviyesinin uygun olmadığı durumlarda da biz kemik oluşturarak hastalarımıza implant uygulayabiliyoruz. Bu durumda kemik seviyesini yükselterek, kemiği kalınlaştırarak da biz bir bekleme sürecine giriyoruz. Kemik elde ettikten sonra da implant uygulayabiliyoruz.

Diyelim ki bir hastanız estetik olarak zirkonyumla lamina arasında gidip geliyor. Veya implant fikriyle geliyor ancak doğru uygulama değil. Bu noktada siz hastayı nasıl yönlendiriyorsunuz?

Tabii ki hasta isteği önemli ama bazen gerçekten hiçbir şekilde implant yapılamayacak durumlar oluyor. Bunu hastaya en iyi şekilde anlatmak lazım. Bu gibi durumlarda kaplamaları tercih edebiliyoruz, köprü şeklinde. Bunlar tomografik ve panaromik görsel filmlerle hastaya anlatıldığında hasta başka bir çözüm olmadığı için ikna oluyor aslında. Burada hekime olan güven de çok önemli.

Zirkonyum veya lamina arasında tercihi hastayla birlikte yapıyoruz ama vakanın durumuna göre değişebiliyor. Lamina, dişin sadece ön yüzeyi pürüzlendirilerek yapılıyor; zirkonyum yapılacağı zaman ise diş tamamıyla küçültülüyor. Bu ikisi arasında vaka farkı var, bazı durumlarda lamina uygulanır bazı durumlardaysa da zirkonyum. Ama her iki durumda da estetiği sağlıyoruz. Estetikle ilgili hiçbir problem oluşmuyor. Hasta sağlık için geldiğinde biz ona sağlığı verirken estetiği de yanında hediye etmiş oluyoruz. “Gülüşümüzü taçlandırıyoruz” şeklinde uğurluyoruz onları.

Hepimizin içinde kral, kraliçe yatıyor....

Hazır konu buraya gelmişken, logonuzu da pas geçmeyelim. Estetium Life’ın, üzerinde bir taç olan şık logosu dikkatimizden kaçmadı. Bunun hikayesi nedir?

Aslında bu çok benim üzerinde çok düşündüğüm, vakit harcayarak tasarladığım bir logo oldu. Küçüklüğümüzden beri anlatılagelen masallarda kral ve kraliçelere çok özenilir, onların çok güzel ve özel bir hayat sürdüğü inancı vardır. Hepimizin içinde bir kral olmak, kraliçe olmak, asalet, asillik duygusu yatıyor. Ben de burada hastalarımın, burada tedavi oldukları süre içerisinde kendilerini bir kral, bir kraliçe gibi hissetmelerini sağlamak istiyorum. Hastalarımızın hepsini bir taçla uğurlamak esas hedefimiz, bu nedenle “gülüşünüzü taçlandırıyoruz” şeklinde de bir mottomuz var aslında. Sloganımız da “love your smile”. Evet, bütün hekimler hastalarının gülüşüne aşık olur ama önemli olan hastanın kendi gülümsemesine aşık olması, kendini sevmesi aynada. Bu duygu zaten bizi büyütüyor.

Biraz da kliniğin kurulum öyküsünü dinleyebilir miyiz sizden?

Burası benim bebeğim, benim için çok özel çünkü A’dan Z’ye her şeyiyle ben ilgilendim. Hiçbir mimarın yardımı olmadan tüm görselleri kafamda tasarladım. Aslında böyle şeylere düşkünümdür, görsel hafızam kuvvetlidir. Burayı tasarlarken de hastaların kendini bir diş kliniğinde değil de daha farklı bir yerde, huzurlu bir ortamda hissetmesini sağlamak esas hedefimdi. Bu yüzden yüzden klinik görsellerine çok önem verdim, görsel temalarda hastaların diş korkusunu yenmelerine, daha huzurlu, rahat ve güvenilir hissetmelerine odaklandım. Duvarlardaki tüm fotoğraflar ve tabloları ben tek tek Pinterest’ten indirdim. Kuruluş öyküsü aslında buradan yola çıktı.

Evet biraz feminen bir havası var, bir kadın girişimci olarak kendi başıma tasarlamam bunda büyük bir etken olabilir (gülüyor) ama kadınların elinin değdiği her yerde bu böyle. Hem erkekler de kadının değdiği her şeyi seviyorlar.

Başka şubeler var mı aklınızda?

Şu anda yok ama çok istek var. İleride şubeleşme yoluna gidebiliriz, kafamda belli projeler var ama bir yandan da burası benim bebeğim olduğu için tabii ki de hep özel kalacak, ilk göz ağrım diyebilirim.

Diş eti kanamasını önemseyelim’

Okurlarımıza diş sağlığıyla ilgili küçük bilgiler verebilir miyiz? Çocuklarda, erişkinlerde ağız ve diş sağlığı bakımı nasıl olmalı?

Aslında bizim çocuklarla tanışmamız süt dişleri çıktığı anda başlıyor. Çünkü süt dişinin çürük olması bile daimi dişi etkileyen bir durum. Burada anne babaya çok görev düşüyor. Küçük yaşlarda eğer çocuklarını diş hekimleriyle tanıştırırlarsa zaten diş hekimi korkularını yenmeye başlıyorlar.

Bir hekime başvurmak için diş ağrısını beklememek lazım çünkü bir gece ansızın aniden gelebiliyor (gülüyor). Hiç onlara takılmadan, doğru hekimle bir yola girerek, hiç diş ağrısını beklemeden 6 ayda, 8 ayda bir kontrole gelmeleri gerekiyor. Ve daha da önemlisi, diş eti kanamasını önemsememiz gerekiyor, aslında her şey diş eti kanamasıyla başlıyor.

Yaşlılık bir diş kaybı demek değil aslında. Kendi dişlerinizle ömrünüzün sonuna kadar gidebilirsiniz. Bu çok önemli. Tabii ki ailesel geçişler, genetik gibi çok önemli faktörler de devreye giriyor diş kayıplarında. Ama düzenli olarak 6-8 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolüne gitmek gerçekten hayat kurtarıyor diyebilirim. Çünkü ağız içinde yutulan bakteriler tüm sağlığımızı etkileyebiliyor. Tüm vücudumuzda bakteri dolaşıyor. O yüzden ağız içi bakterilerini önemsmek lazım ve düzenli diş hekimi kontrolünü önemsemek gerekiyor. Gülümseyelim, ama sağlıkla!

Gülümsemeyi seviyorum’

Buket Hanım nasıl dinleniyor? Özel vaktini nasıl değerlendiriyor?

Aslında insan ilişkilerine çok önem veririm. İnsan ilişkileri çok kıymetli olduğu için arkadaşlarıma özel zaman ayırdığımda kendime vakit ayırmış kadar mutlu oluyorum. Ama tabii bazen insan sadece kendiyle başbaşa kaldığı zamanlar istiyor. O zamanları da çok iyi organize ediyorum, bu kadar tempoyla da kendime özel zaman ayırıyorum mutlaka.

Ben aslında sadece sosyal anlamda kendime ayırdığım zamanda çok enerjik ve çok mutlu bilinirim. O yüzden arkadaşlarım sağolsunlar hiç peşimi bırakmıyorlar. Onlara iyi geliyormuşum! (gülüşüyoruz) Ama özel olarak yaptığım bir şey yok aslında, yani mutlu bir insan olduğum için gülümsemeyi seviyorum sadece. O yüzden de belki diş hekimi olmak da bana uyuyor diyebilirim.